Oz 1997-2003 yılları arasında HBO’da yayınlanmış bir dizi.. birçok özelliğiyle sıra dışı.. aslında tam anlamıyla iflah olmaz suçluların barındırıldığı 4. derece bir hapishanenin içinde neler olup bittiğini tüm çıplaklığıyla -ki zaman zaman rahatsız edici bile olabilecek bir çıplaklıktan bahsediyorum- anlatan bir dizi gibi görünse de, yerleşik sisteme, insan zaaflarına ve doğru-yanlışlarına derin bir bakış da sunmakta..
Emerald city mahkumlar arasındaki adıyla em city oswald eyalet hapishanesi içersinde ayrı bir birim.. mahkumlara daha fazla özgürlük vererek, rehabilitasyon anlamında daha iyi sonuçlar elde edilebileceğini düşünen Tim mcManus adındaki şahsiyetin başında olduğu bir blok.. özellikle seçilmiş en azılı suçluların varlığı, programın başarısının değeri konusunda mcManus için bir meydan okuma teşkil ederken, aynı zamanda da gerçek bir sorun da teşkil etmekte.. mcManus’un defalarca şişlenerek ve dayak yiyerek ölümün eşiğinden döndüğünü düşünürsek..
Farklı gruplar arasındaki daha global çatışmalar bir hapishane bloğu içine sıkıştırılmış gibi görünse de şiddetinden bir şey yitirmiş değil.. vernon shillinger yönetimindeki aryan kardeşliği, liderliği nino schibetta ile başlayan, daha sonra adebisi tarafından tecavüze uğrayan oğlu Peter schibetta ‘nın devraldığı ve nino’nun ikinci adamı chucky pancamo ile devam eden İtalyan mafyası, Latinler, gayler, yanı sıra ete süte karışmayan ihtiyarlar ve özürlüler –ki özürlü grubunda yer alan, belden aşağısı tutmayan polis katili Agustus hill ve bölüm aralarındaki çırılçıplak yorumları özellikle dikkate değer- inançlı Müslümanlar ve Katolikler arasındaki güç (ve müslümanların karışmadığı uyuşturucu ticareti ) mücadelesi, her şeyin mübah olduğu bir tarih öncesi savaş sanki.. karmaşa içersinde özellikle dikkat çeken iki öykü işlediği tek suçtan içeri giren vernon schillinger tarafından tecavüze uğrayan, hayatı altüst olan ve chris keller‘le yaşadığı eşcinsel ilişki dikkat çeken avukat tobias beecher ve iyileşmekle daha fazla batmak arasında gidip gelen latino miguel alvarez.. tabii “Müslüman lider kareem said, İrlandalı düzenbaz ryan o’reilly, ihtiyar bob rebadov izlenmez mi” diye sorarsak cevap “aman kaçmasın olur o da başka.. rahibe Peter marie rolünde ise bir zamanların efsane güzeli ve sesi rita moreno var.. bir çoğunuzun dexter’dan teğmen maria leguerta olarak tanıyacağı lauren vélez, yine dexter’da angel batista karakteriyle hatırlayacağınız david zayas, mcManus’u canlandıran Terry Kinney (bir bölümü de yönetmiş), Agustus hill rolünde lost’taki Michael olarak tanıdığınız harold perrineau, simon adebisi karakterinde yine lost’taki mister eko rolüyle izlediğimiz Adewale Akinnuoye-Agbaje ve daha birçok tanıdık oyuncu oz’da boy göstermekte..
Dizinin yaratıcısı geçen sezon dikkatimi çekmiş olan ve hiç fena bulmadığım the philanthropist’in de babası olan tom fontana.. adam bernstein liderliğinde bir yönetim ekibi değişen bölümlerde kameranın arkasında yer almış.. bir dönem dizi-max’de birkaç bölümünü izlemiş ve takip edilmesi gerektiğine karar vermiştim ama hakkıyla bizim kanallarda izlemek biraz zor olsa gerek.. nedeni bir alt paragrafta..
dikkat çekebilmek için adam öldürmeler, sado-mazo eşcinsel ilişkiler, ortadan hiç kalkmayan penis görüntüleri, oral seksten gelenleri tüküren ve dudaklarını silen bir erkek görmek ve aşırı argo sizi rahatsız edecekse hiç bulaşmayın.. bir de aileyle izlenmez, aklınızda olsun..
çok sordum kendime neden yazmadığımı.. saymadım ama bu sefer kaç ay olmuş en son yazdığımdan bu yana.. itiraf etmek belki rahatlatır beni, merak edenlerin de içini kemiren bir şeyler var ise (ki yoktur kimse sanmam), onların da içini bir nebze ferahlatır..
caribbean, deja-vu, televizyondan CSI miami dersem yeter sanırım şimdilik.. son günlerde de jake gyllnhaal’lı, alfred molina’lı, ben kingsley’li mike newell filmi,
birisi daha işin acemisi, diğeri pişmişi, birisi iskoç, diğeri irlandalı iki tetikçi, biraz sorunlu bir işin ardından ortalık yatışıncaya dek belçika’nın şirin ve sessiz kasabası bruges’e gönderilirler.. masraflar şirketten bu tatilin ise daha farklı bir amacı vardır.. söz konusu sorunlu iş sırasında kaza ile bir çocuğu öldüren ray’in (
düşkünü,entellektüel, ince ruhlu tetikçi tipinin metod kitabı.. farrell ise, daha ilk işinde eline çocuk kanı bulaştıran sakar, çocuksu, büyük işlerin içindeki küçük adam rolünde çok çok başarılı.. aslına bakarsanız bu tipleme ona
beklenemeyecek bir şahıs kendisi.. yanı sıra hayvanın değil insanın cahilinden gelir zarar.. hayvanın cahili de var mı tartışılır, ama insanın kesin var..


