bir şeyi değerli ya da değersiz yapan şey sizin ona verdiğiniz değer midir.. tekrarlı soru oldu.. ama sık çıkıyor karşıma bı sıralar.. en son 80630noktakom’da bir tartışmada yazmak zorunda hissetmiştim kendimi.. “fourplay asansör müziğidir” eleştirisine yanıt olarak aslında biraz incitici bir çıkış yapmıştım ilk aşamada.. sevdiğim bir gruptur çünkü.. daha sonra da azcık pişman olup “öğreten abi” rolümü yeniden üslenince ortaya şöyle bir yanıt çıkmıştı.. aynen alıyorum.. buyrun okuyun:
“yav aslında çok sert çıkmışım çocuğa..tersime geldi herhal..zekası yetmeyen falan demişim,iyi kızmamış helal olsun.. aslında iki isim bir araya gelince “ticari şekil olmuş” demek kolay.. e neymiş george benson earl klugh bir araya gelmiş ticari mi.. bob james earl klugh bir arada; ticari.. nedenmiş?. e ikisini birden dinleyen ayrı.. her iki kitleyi de yakalayalım, ikisine de satalım.. çok mu sever lee ritenour larry carlton birbirini, hayır.. rekabet kesin var.. ama iyi para kazandırır albüm.. hem ayrı ayrı ikisini de dinleyenler satarsın hem de kıyaslama meraklısı bi sürü dana alır dinler.. o yüzdendir ki “yok o ticari bu kaygılı falan filanlar”la sınırlandıracaksak zevklerimizi çok daralırız.. “onlar istedikleri kadar ticari düşünsünler, beni çaldıkları ilgilendiriyor” derim.. sen tadını çıkar onlar da para kazansınlar.. karşılıklı yani.. ama bu bile müziği asansör müziği yapmaz..ona kalırsa charles mingus’da dinledim ben asansörde, chick korea’da..”
gerçekten de çok gereksiz kaygılarla kalbimizi, beynimizi, kulağımızı ve hatta tenimizi çok fazla güzel şeye kapıyoruz gibi geliyor.. hayat kaygılarımızı beklemiyor oysa.. geçip gidiyor.. bir daha asla karşımıza çıkmayacak çok şey önümüzden akıp gidiyor.. sevdiğim laftır: “ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir ki”.. takma öyle herşeyi kafaya.. sev ya da sevme eyvallah, ama bu sınıflandırmayı daha kişisel normlarla yap, herkesten duyduğunla değil yani kısaca.. var mı lafı olan hodri meydan..
Ne dersin?