m. night shyamalan için kim ne der bilemeyeceğim, ama şahsen benim en sevmediğim filmidir 6.his diğerleriyle karşılaştırınca.. ama ona bile büyük bir sempati beslemekteyim.. birşeyi anlamak gerek; her zaman beklenen gibi anlatmayabilir bir yönetmen filmini.. hele bir de kendisi yazıyorsa.. mutlaka kafasında birşey vardır yazarken, planları oturturken imgeleminde.. bu her zaman örtüşmeyebilir izleyenin düş dünyasındakilerle.. hele bir de fragman handikapı varsa işin içinde -ki bu genelde yönetmene sorulmadan yapılan birşeydir promosyon departmanlarınca- izleyicinin beklentisi hepten farklılaşabilir.. işte shyamalan izlemenin sırrı burda.. umduğunuzu değil bulduğunuzu izlersiniz.. signs‘da da aynı şeyi hissetmiştim doğrusu, unbreakable‘da da..
herşeyden önce duru ve anlaşılır bir anlatımı var shyamalan’ın.. çok alınmasınlar üzerlerine ama bazı okuyanlar mutlaka bir beklentiyle girer izleyici salona.. aslında “o kadar para verdik, bizi eğlendir, korkut ya da ağlat” gibilerinden belki farkında olmasalar da.. ama dediğim gibi shyamalan bu beklentiyi karşılamaktan çok uzak genelde.. signs’da eminim yine birçok izleyicinin sıklıdığı zamanlar olmuştur.. ya da the village‘da.. ama asıl gerçekliği yaşarsınız shyamalan filmleri izlerken.. gün içersinde nasıl bazen sıkılırsanız onun filmlerinde de zaman zaman sıkılırsınız.. aslında vermek istediği etki de budur belki..sonrasında gelen duygu patlamalarına daha hazırlıksız yakalanırsınız sıkıldığınızda.. yani ilkdakikasında itibaren aksiyon telkin eden filmlerden ayrıdır yeri. .daha ifadeye dönük, göndermelerle süslü bir sineması var shyamalan’ın. e doğu estetiği dokundurmalarının da faydası tabii.. “bir film mutlaka bir yere varmalı” diyenler direkt olarak kubrick‘i de reddedeceklerdir.. eyes wide shut’ı hatırlayın..
lady in the water bir masal.. tamamıyle gerçek üstü bir tema üzerine kurulu bir film.. ama gerçeküstü edebiyat ve sinemada olduğu gibi aslında en derin sorgulamaları içermekte gerçek yaşam üzerine.. inanma gereksinimimizin nedenlerine değiniyor, geleneksel kahraman anlayışını sorguluyor, hiçbir şeyin aslında görünen gibi olmadığını anlatıyor bize.. çim sırtlanı’ndan 3 maymun’a kadar olan tüm imgelemlerin aslında hayatımızın ta içersinde yeri var.. konuşmanın boşu yoktur mesela birkaç kişi arasındaysa.. mutlaka bir yere varır sohbet.. bunu görürsünüz örneğin bu filmde.. ya da aslında “koruyucu” sandığımız belki de “iyileştiren”dir.. en gereksiz gördüğümüz şahsiyet ise belki de “koruyucu”nun ta kendisidir.. herhangi bir anlam yüklediğimiz bir insana aslında o “kelebekler”i biz kendimiz getiriyoruzdur, kimbilir..
gerçek kurtarıcılar hayatı anlamış, güzellikleri atlamamış, çok şey kaybetmesine rağmen hayatta kalabilmişlerden çıkar.. neyin kurtarmaya değeceğini iyi bilmektedirler çünkü.. boşa emek harcamazlar..
shyamalan iyi bir yönetmen.. iyi de bir öykücü.. kendisi yazıyor biliyorsunuz.. filmlerinin içine yerli yersiz kendini soktuğunu düşünenler de var.. en iyi verebileceğini düşündüğü bir rolü üstlenmesinde ne sakınca olabilir ki bir yönetmenin.. kaldı ki iyi de bir beden dili var.. varsın oynasın.. sydney pollack yerli yersiz herkesin filminde, hatta nerdeyse en gözde amerikan soap-operalarında görünürken kimsenin sesi çıkmaz..
hep dediğim gibi, tavır takınmadan gidin izleyin.. filme girerken belli bir beklenti ve tavır içinde olanlara da geçirmiş shyamalan.. büyük bir keyifle izledim o film eleştirmeni amcanın ölümünü.. ayrıca bir paul giamatti var ki yine anlatılmaz.. american splendor‘u da ne hale getirmişti.. saving private ryan’daki çavuş hill hele.. seviyorum ben bu adamı..
izlemeyenler sinemaya.. haa bi de, büyük kartal’ın bayan peri’yi gelip aldığı sahneye dikkat.. şiir gibi..
Anlatması çok zor türden bir hikayeyi şiir gibi anlatmış night abi.Oyunculuğu bile baltalayamamış. Olmayan dünyaları anlatabilmek, seyirciye hissettirebilmek büyük beceri.
Wrzl
Eylül 27th, 2006
ve sevgili yönetmenimiz bu kez epeyce filmde görünerek yavaştan oyunculuk sinyalleri vermiş sanki.
dinemiz
Eylül 28th, 2006
versin valla.. iyi de oynuyor.. birisinin onu öldüreceğini öğrendiği sahnedeki teslimiyet çok güzeldi örneğin.. ben çok beğendim..
hako
Eylül 29th, 2006
fragmanı defalarca izledikten sonra böyle bir peri masalı beklemiyordum açıkcası..ama başarılı film..her cümlene katılıyorum..
Öz
Ekim 3rd, 2006
O kadar da başarılı bulmadım açıkcası..hepimizin gizli saklı kalmış bir yönü vardır kendimizin bile bilmedigi ve bu bilmedigimiz en olmadık zamanlarda açıga çıkıverir..olaylara tepkimiz, hayatımızı şekillendiren güçlerin bize kazandırdıklarıdır..Neyin ne oldugunu son ana kadar bilmedigimiz bilemedigimiz anların..filmde de ben bunu gördüm..iyileştiricinin aslında hiç düşünmedigimiz biri oluşu, muhafızın kelalaka birisi oluşu vs. vs.
ama benim hoşuma giden 3 maymun olayıydı ki filmde kaydadegen tek yerdi benim için..hayatta 3 maymunu oynayanların da bir gün yeter lamm siterim böölee işi dedikleri an gibi ortaya çıkmaları…
alki
Ekim 3rd, 2006
ben beğenmedim hem de hiç…bu kadar da göze sokulmaz ki sosyal mesajlar..bir pazar öleden sonrası elinde popcorn anca izler insan…
benim fikrim tabi
tubi
Ekim 4th, 2006