Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Evet?

kainatta bir nokta olduğuma inanıyorum evet.. cümle sonunda mı, herhangi bir noktalı virgülde mi yoksa üç nokta dahilinde mi yer aldığımı henüz keşfedemedim..

“zagor ne alaka” demekle öyle meşgulsünüz ki anlatacağım şeyleri kaçıracaksınız.. sakin biraz.. dinlerseniz anlayacaksınız işte, bi dakka yahu..

annem benim p.t.t.’den emekli.. tahsilattan emekli oldu ama daha önceleri santral memuresiydi.. eskiler bilirler; şehirlerarası otomatik olmadan önceleri 03 santral vardı.. caaaaaaaaar caaaar die 0 ve 3′ü çevirirdiniz, çıkan hanımefendiye de hangi ili aradığınızı, aradığınız numarayı ve kendi numaranızı yazdırır, telefonu kapar beklerdiniz.. hat boşalınca o hanımefendi ilk önce karşı numarayı çevirir, görüşmek isteyip istemediğini sorar, onay alırsa onu beklemeye alıp sizi arar ve santraldeki kocaman fişler yardımıyla yine kocaman patch-board üstündeki soketleri kullanarak iki telefonu birbirine bağlardı.. bu bekleme bazen 5 dakka, bazen de tüm gece sürebilirdi..

tabii gece nöbetleri olurdu bu hanımefendilerin.. annem de kalmıştır defalarca nöbete.. yemek, küçük televizyon falan taşırdım ben de anneme.. arada bir de gidip annemi ve biricik kankası hatice ablayı konuşma bağlarken izler, bazen de üst kattaki ana santrale çıkar, uzaycılık oyunu oynardım kendimce.. ay üssü alfa gibiydi orası; ekranlar, şakır şakır çalışan röleler, yüksek gerilim vınlaması falan..

işte o nöbetlere anneme birşeyler daha taşırdım ben: bi sürü çizgi-roman.. sağdan soldan toplattırırdı annem bana onları.. atlantis, conan, zagor, mandrake, kızılmaske, tommiks, swing.. aklınıza ne gelirse.. uzun yıllar okudu annem çizgi-roman, hem de büyük bir zevkle.. sadece arkadaşlarımdan istemeye utanırdı, beni kullanırdı.. babam da..
bir çocuk olarak o zamanlar tarihe ve coğrafyaya olan ilgimin büyük bir kısmını çizgi-romanlara borçlu olduğumu söyleyebilirim rahatça.. manaus’un amazon’un iki büyük kolunun birleştiği yerde olduğunu bilemezsiniz mesela mister no okumadıysanız.. ya da amerika kıta tarihini koloni zamanından başlayarak swing’den ve teksas’tan, devamında ise 18.y sonlarına doğru tommiks’ten ve teks’ten takip edebilirsiniz.. tabii baskın amerikan milliyetçiliğinden sağlıklı bir şekilde soyutlanmanız gerekebilir..

benim rahatsızlığım conan.. mister no’da çok severdim.. bir dönem de atlantis deliliğim olmuştur para-normal olaylara ilgimden dolayı.. hala devam eder ama çizgi roman tutkum.. sıkı bir şekilde hem de.. milliyet çocuk dergisi vardı bir zamanların meşhur çocuk dergisi.. ne memnunduk.. ortasından derginin içinden ayrılıp ayrı kitap olabilecek şekilde büyük çocuk klasiklerinin çizgi-romanları olurdu.. ben jules verne’lerin hepsini ilk önce çizgili olarak okudum yani..

daha önemlisi bir şekilde okuyarak büyüdük kısaca.. şimdikilerin alfabeyi neden öğrendiği konusunda ciddi kaygılarım var.. üzülüyor, süzülüyorum.. saygılar..

Tek yorum to “zagor bey, 03 şehirlerarası santral.. nereyi bağlıyorum?..”

  1. eskilerde, her aklıma geldiğinde ekmeğin arasına peynir ve domates koyup defalarca okuduğum halde bizim büyük kitaplıktan aldığım bir tarkan cildini yeniden okuduğum günler geldi aklıma birden senin yazını okuyunca… sende hatırlamzsın benim çocukluğumda bile artık bitmişti doğankardeş dergisinin çıkışı üstelik 69 lu olmama rağmen…
    hep onları okuyarak büyüdüm bende…
    cep fotoromanlar tarkanlar zemblalar zagorlar

    kısacık insan hayatında bile ne kadar çabuk eskiyip ulaşılmaz oluyor zaman…
    sezgin burak tarkanın yazar ve çizeriydi… allah rahmet eylesin

    kemal

Ne dersin?