Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Evet?

kainatta bir nokta olduğuma inanıyorum evet.. cümle sonunda mı, herhangi bir noktalı virgülde mi yoksa üç nokta dahilinde mi yer aldığımı henüz keşfedemedim..

bir köşe yazısı okudum geçen gün kazara.. biz erkekler eğer “güçten” düşersek fena moralimiz bozulurmuş.. artık ufaklığı hareketsiz kalan erkek “hayatımı onsuz yaşayamam, ölsem de farketmez” e kadar vardırırmış işi.. yani köşe yazarının deyimiyle “bunlar bir kadınla yatamayacakları hiçbir durumu sevmezler” gibi bir hadise var.. “bunlar” biz erkekler oluyoruz.. hata bir; işaret zamiriyle anılmayı haketmişiz ne yaptıysak..

hata iki; evet önemlidir bizler için.. “hamile kalamıyor mu, amaan kim ne yapsın o karıyı” diyen erkek bulamazsınız.. ama ben kadınların kendi aralarında “kalkmıyosa boşver şekerim” diye kikirdeştiklerini çok gördüm.. haksızlığı biz mi yapalım şimdi.. ama sorun bu değil.. sorun misyon almış, kendine köşe edinmiş bir kadının kendi yaşanmışlıklarını, kendi haksızlığa uğramışlıklarını (ki bu insanın kendi seçimlerinden kaynaklanır) tüm erkek milletine mal ederek, savaş baltalarını topraktan çıkarmış olması..

kaldı ki aslında buraya da varmamalı hadise.. erkegin ozunu yitirme endisesi de en az kadinin menapoz sonrasi bunalimlari kadar dogal, saf ve sefkati hakeden bir durumdur.. “pipimiz kalkmazsa ne yaparız” endişesi, cinsimizin en haklı endişelerinden biridir..

bir de; ufaklık işe yaramayınca bir kadını mutlu edememe, ya da bir kadınla mutlu olamam gibi bir eksikliğin de korkusudur bu.. yani kadının önemsendiği kokusu da alıyorum ben burda bariz bir şekilde.. buna kızmak mı gerekir hanımlar? yoksa bizi bağrınıza basmak mı getirir beraberinde.. hadi bakalım.. şimdi de siz düşünün.. kızmak kolaydır her zaman..

Ne dersin?