aslında verdiğimiz her kararla ayrılan her kavşaktan sonra da şu an yaşadığımıza paralel yaşamlarımız oluyor mu?. ve bu yakın yaşamların az ya da çok benzerlikleri ve eşzamanlılıkları mı bazen “ben bu anı yaşamıştım daha önce” dedirten şey?.
temel fizik bilmek gerekirmiş demek ki en azından bazı filmleri anlayabilmek için.. paralel evren ne demek, solucan deliği ne demek falan gibi.. eh zaten hadise de budur.. birçok michael franks ya da sting şarkısını anlayabilmek için edebiyat ya da ne bileyim mitoloji bilmek gerektiği gibi..
aslında filmin kendisi de deja-vu; man on fire’ı izlemiş olanlar için.. yönetmen ve görüntü yönetmeni aynı.. en azından iyi bir film izleneceği belli.. müneccim olmaya gerek yok.. zaten beni düşündürmüyor da değil; top gun ve beverl hills cop gibi filmleri çeken bir adam nasıl olur da man on fire ve deja vu gibi filmleri çeker.. kafasına taş mı düşmüştür.. belki de sadece tony’cik farkına varmış soyadının.. genetik kodlarını konuşturmuş; belki de biraz geç.. buna da şükür..
man of fire’da yönetmen yine tony scott.. yanında da aslanlar gibi paul cameron.. bazen yönetmenden daha iyi açı,kadraj ya da renk gören bir görüntü yönetmeni.. cameron’un swordfish, collateral, gone in 60 seconds gibi filmlerle donanmış bir filmografisi var.. işin içine yine man on fire’da da ikiliyle birlikte olan usta oyuncu denzel washington eklenince “eveeet, ben bu filmi daha önce görmüştüm” deme olasılığınız yüksek ama izledikçe işin iç yüzünün öyle olmadığını da göreceksiniz benden söylemesi..
“güzeller güzeli paula patton sakın göz ardı edilmeye” de derim şahsen.. bi gören pişman, bi görmeyen..
bekliyordum hako bu filme ilişkin bir yazı yazarsa eğer güzeldir ve gidilinebilir diye
izledikten sonra yazarım yine
dinemiz
Ocak 14th, 2007