Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Evet?

kainatta bir nokta olduğuma inanıyorum evet.. cümle sonunda mı, herhangi bir noktalı virgülde mi yoksa üç nokta dahilinde mi yer aldığımı henüz keşfedemedim..

usta yönetmen milos forman ve ekibinden bir dönem rehberi görsel şölen daha.. isimleri kullanarak aslında o isimlerin çevresindeki dönemi resmetme ustasıdır forman daha kısaca.. amadeus’ta da bunu görmüştük.. mozart’ın hayatından çok o yıllarda saray ve eşrafı, entrikalar, dönemin sosyo-politik karmaşası önümüze gelmişti..

goya’s ghosts‘da da aynı durum söz konusu.. herşeyden önce tartışılmaz bir set-dekor-kostüm çeşitliliğiyle karşı karşıyayız.. ki bu özellik dönem filmlerinde en vazgeçilmez unsurlardan biri olarak karşımıza çıkar ve doğru yansıtılmış olması film lehine çok artı kazandırır.. goya’s ghosts’da bunu tartışmak bile yersiz..

javier bardem iyi bir oyuncu.. ilk colleteral’de tom cruise’la izlemiştim.. goya’s ghosts’daki aksanına takılan arkadaşlar olmuş.. olsun.. ana dilinin ingilizce olmaması olumsuzluk değil bence.. yeni zelanda, avustralya, kanada aksanı falan konuşanları da atalım o zaman kenara.. bırakın adam istediği kadar kırık konuşsun..

natalie portman konuşuldu hep; yine de filmdeki en vasat oyunculuk onun.. ki bu vasat pek çok filmdeki olağanüstüye denk geliyor..

stellan skarsgard ise izlediğim tüm filmlerinde donuk, kitaba fazlasıyla uygun, yine de izlenilesi bir oyun sergilemiştir.. good will hunting‘deki matematikçi profesör bunlardan en bilineni sanki..

iki dikkat çeken sahne oldu bende kalan filmden.. birincisi işkence altında bir insanın ne kadar inançlı olursa olsun herşeyi itiraf edebileceğini bir engizisyon rahibi üzerinde denemeye kadar vardıran kararlılığıyla tomas bilbatua rolündeki jose luiz gomez‘in süslediği itiraf sahnesi; diğeri ise ines’in idam edilmiş lorenzo’nun arabadaki leşinin elinden tutup yürüyüşü ile natalie portman’ın oyunuyla renklenen final sahneleri..

ha bir de kraliçenin portresini beğenmeyen kral 4. carlos’un, goya’yı kötü çaldığı kemanıyla ve iğrenç bestesiyle cezalandırdığı sahne var ki kral’ı oynayan randy quaid şahane..

iki ayrı bölüm film.. engizisyonun ikinci hortlayışıyle yeniden karanlık çağrılar alan insanların evlerine dönmedikleri kraliyet dönemi ispanyası ve fransız devriminden sonra değişimi kanlı yaşayan fransız işgali dönemi ispanyası.. ilk bölümde karşımıza engizisyonun taş yumruklarından biri olarak çıkan rahip lorenzo, ikinci bölümde, kızının yahudi olduğu itirafının işkenceyle verdirildiği düşüncesiyle bunu lorenzo üzerinde ispata girişen baba bilbatua’nın rahibe imzalattığı kilise karşıtı mektup yüzünden aforoz edilmiş, fransaya kaçmış ve orda doğru yolu bulmuş inançsız devrimci lorenzo olarak beliriyor ekranda.. yolda penisini kapatarak işeyenlerin sünnetli şüphesi ile işkence gördüğü bir kurumun kural koyucusu olan ve engizisyonu geri çağıran bir rahipten, devrim uygulayıcı kilise karşıtı adama dönüş.. ki lorenzo kendi elleriyle ölüme mahkum ediyor eski engizisyon başrahiplerini.. gerçi bu da lorenzo’ya geri dönüyor ve en sonunda idam edilen kendisi oluyor ama, olsun..

goya ise sadece bir isim.. ines, goya’nın en sevdiği, hatta için için farklı bir bağla bağlandığı, madrid’in en zengin tüccarlarından tomas bilbatua’nın kızı.. zavallı ines bir tavernada, sırf tadını sevmediği için domuz yemeyi reddedince bunu gören engizisyon ajanları tarafından ihbar edilir ve sorgu çağrısı alır.. ines’in babası tomas bilbatua ise goya ile aralarındaki dostluğa dayanarak, goya’dan rahip lorenzo aracılığı ile kızı hakkında bilgi almak istediğini belirtir.. çünkü goya aynı zamanda rahip lorenzo’nun da portresini yapmaktadır.. bu amaçla zindanlarda ines’i arayan ve bulan lorenzo, kızı çıplak görünce ve bir dua için sarılınca, başka şeyler de arar bulur ve ines lorenzo’dan hamile kalır.. bilbatua’larda bir akşam yemeğinde, baba bilbatua tarafından bir orangutanın piç evladı olduğunu itiraf ettiği bir mektup imzalamak zorunda bırakılan lorenzo (ki burda bilbatua ailesinin karalılığı inanılmazdır ki sonuçta işkence ettikleri bir engizisyon rahibidir ) aforoz edilir ve ispanya’dan kaçmak zorunda kalır.. 15 yıl sonrasında, gerçekleşen fransız devrimlerini etkisi ispanyaya ulaşır ulaşmaz, devrimciler kiliseyi fesh edip mahkumları serbest bırakınca ines de çıkar ve katledilmiş ailesini bulur..

gerisi size kalsın.. çok güzel bir filmdi goya’s ghosts.. tavsiye az kalır.. e hadi, izleyin..

Ne dersin?