Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Evet?

kainatta bir nokta olduğuma inanıyorum evet.. cümle sonunda mı, herhangi bir noktalı virgülde mi yoksa üç nokta dahilinde mi yer aldığımı henüz keşfedemedim..

HITMAN
iki dikkate değer şey var filmde: biri olga kurylenko, diğeriyse çocukluktan itibaren eğitim alan ve o yüzden utangaç içine kapanık çocuğu hala içinde yaşatan rolü iyi çevirmiş timothy olyphant.. omuzları kapalı yürüyen, kadınlardan uzak-anne şefkati arayan genç ajan tiplemesi iyiydi.. gerisi içi boş kocaman bir hikaye.. hatta izledim korktum.. oyun uyarlamaları kötüleşti yavaştan.. ya birisi diablo’yu yapacağım derse, tırsmaz mıyım şimdi..
THE DEATHS OF IAN STONE
bu filmde ne vardı dikkate değer düşünmem gerek.. sanırım sadece mike vogel bir tek iyi oyun.. gerisi ne kötü, ne kötü.. yarışmışlar sanırım.. hele o şeytan ruhlu kadını oynayan hanım.. kızmasın ama olmamış hiç.. öl öl geri dön hikayesine takılmış bir kısım seyirciyle de karşılaştım.. hadi o konuyla ilgili; ama insan korkularını kullanarak beslenen paralel boyut yaratıkları ve bu yaratıkların bu gereksinimi “ölüm korkusu daha iyi kafa yapıyor” a çevirmeleri bir yana, “korkutma sev daha iyi besler” yaklaşımının böylesine komik masaya konulması da fena.. servisin de bir adabı vardır..
THE SEEKER DARK IS RISING
christopher eccleston
‘a neler oluyor.. film zaten olmamış.. peki sana ne oluyor be adam.. doğum günü kutlayan çocukların “hadi baba, kötü şovalye olsana bizim için” ricalarıyla masa örtüsünden pelerin giymiş, süpürgeden at yapmış muhasebeci aile babası durumu söz konusu.. oysa ki elizabeth, sonra 28 days later.. ayıp ayıp.. tek akılda kalan şey the quills’de dikkat çeken amelia warner‘ın güzelliği, o kadar.. filmse bir nevi rpg gibi.. al level level oyna tadında.. 6 işareti ele geçirme yolunda hızla ilerleyelim.. hatta koşalım, kötü şovalye baba 3 gün sonra tüm gücüne kavuşacak, ne olur o zaman dünyanın hali..

Ne dersin?