Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Evet?

kainatta bir nokta olduğuma inanıyorum evet.. cümle sonunda mı, herhangi bir noktalı virgülde mi yoksa üç nokta dahilinde mi yer aldığımı henüz keşfedemedim..

saldırsın şimdi gerçek müslümanlar.. çok eğlenirim o zaman.. çünkü bu direkt dile getirlmiş bir düşünce değil, there will be blood filminden bir replik.. bana değil müraacatlar paul thomas anderson‘a yani.. senaryoyu yazan da yöneten de o.. bir de, bir şey daha; filmografisine bakarsanız, dalaşmanın pek de yerinde olmayacağını anlarsınız.. benden söylemesi.. roman ise upton sinclair’e ait..

daimi glisendo durumundaki yaylıların film boyunca beni gerdiği bir seyirdi there will be blood tecrübem.. jonny greenwood nerden çıkardıysa o partileri tebrik ederim ama.. filmin karanlık ve belirsiz havasıyla birebir örtüşen bir yaklaşımda bulunmuş.. children of men, televizyon dizileri sopranos ve saturday night live, harry potter- the goblet of fire, vanilla sky ve romeo+juliet gibi başarılı filmlere ve dizilere müzik yapmış.. saturday night live’da oyuncu olarak da ismi geçmekte..
ileriyi gören, çenesi iyi laf yapan, mütevazi ama şovmen petrolcü daniel plainview rolünde daniel day-lewis oturaklı.. bazı isimler oynamıyor sadece işte.. başka bir şey oların yaptığı iş.. my left foot’tan beri takıtılı olduğum isimlerdendir lewis.. hele gangs of new york; di caprio ve diaz’a rağmen izleyebildiysem o filmi bir nedenlerden biri lewis’tir.. in the name of the father, the age of innocence, the last of the mohicans.. dahası mevcut.. heme karşı köşede ise paul dano biraz acemi ve tecrübesiz kalmış lewis’in karşısında..
dediğim dedik adam plainview, esnekliği yok.. girişimci, anti-tez bir adam.. inandığı tek şey var; kendisi.. 3. vahiy kilisesinin sahtekar rahibi eli ( paul dano ) ile çatışmalarının arkasında birazda inancın sömürülmesi konusundaki hassasiyeti var gibi.. kaldı ki finalde bunu net olarak gözlemleyebiliyoruz.. 100.000 dolar, artı geçmişten gelen 5.000 dolarlık alacağı karşısında histerik inançlı rahip eli, başlığımız olan cümleyi defalarca vaaz verir gibi tekrarlamakta bir mahsur görmüyor; “ben sahte bir peygamberim, tanrı da batıl inançtır”.. ayrıca daniel’ın vaftizinden hemen sonra sarfettiği “boru hattı şimdi tamamdır” cümlesinde, petrolcünün içindeki inanç kavramını daha iyi anlayabiliyoruz.. işlerini aksatıyor oluşu nedeniyle bir kazı kazasında sağır olan oğlunu başka bir şehire göndermekte tereddütsüz daniel.. kaldı ki aslında çocuk gerçek oğlu bile değil, bir kazada ölen bir işçinin oğlu.. “sepetten çıkan bir piç” tanımlamasını duyuyoruz filmin ilerleyen dakikalarında oğlu için.. çocuğu asıl yanında tutma nedeni ise anlaşmaları yaparken bir çocuk yüzünün yaratacağı sempati, o kadar.. üvey kardeşi kimliğiyle yanına yerleşen bir adamı kafasına sıktığı kurşun onu öldürene kadar başını tutabilecek ve kendi elleriyle gömebilecek kadar soğuk kanlı bir adam daniel.. rahip eli’ı tahta bir lobutla öldürdükten hemen sonra “benim işim bitti” diyor, hesabı siz yapın..
ortada olan mı daha dürüst ve samimi, yoksa gizlenen, inançlarla maskelenenler mi daha doğru ya da dürüst sorgulaması filmdeki biraz.. biraz daha amerikan rüyası ve cesaret öyküsü.. uzun süresi bile dikkati dağıtmayacak bir anlatımı mevcut yine de, çok beylik gibi görünse de.. daniel day-lewis’in oscarlık oyunu için bile olsa izlemek gerek..

Ne dersin?