Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Evet?

kainatta bir nokta olduğuma inanıyorum evet.. cümle sonunda mı, herhangi bir noktalı virgülde mi yoksa üç nokta dahilinde mi yer aldığımı henüz keşfedemedim..

uzun yıllar parça parça izleyerek bir türlü bir araya getiremediğim, belki de bu yüzden bir türlü ilgi duyamadığım bir filmdi casablanca.. ya da bazı şeylerin güzelliğini takdir edebilmek için biraz daha büyümek gerekiyor..

michael kurtiz‘in yönettiği, murray burnett ve joan allison’un everybody comes to rick’s adlı oyunundan julius ve philip epstein ve howard koch’un senaryolaştırdığı 1942 tarihli bir klasik casablanca.. başrollerini humphrey bogart (rick), ingrid bergman (ilsa), paul henreid (victor) ve claude rains‘in (yüzbaşı reanult) paylaştıkları filmi konusu 2. dünya savaşının hemen başlarında fas’ın casablanca şehrinde geçiyor.. işgal altındaki frasa’nın işgal edilmemiş sömürgesi fas’ta rick’s adlı barın sahibi rick blaine, geçmişinde faşizme karşı gerilla savaşlarında yer almış eski bir paralı asker.. elde ettikleriyle casablanca’da açtığı salonunu huzur içinde işletir gibi görünürken, işgalin hemen öncesindeki paris’te kendisini garda elinde biletiyle yağmur altında bırakan ilsa’ya aşkını kalbinde saklamaktadır.. ilsa, rick’i terkediş nedeni olan kocası victor ile amerikaya geçiç yolunda istemeden de olsa casablanca’ya düşünce, rastlantı sonucu geçiş kağıtlarını eline geçiren rick’le karşılaşmak zorunda kalır.. bu sırada geçiş kağıtlarının çalınması sırasında öldürülen iki alman kuryenin katillerinin bulunması ve çek özgürlükçü victor’un casablanca’da tutulması için gelen alman 3. ordu binbaşısı strasser’de olaylara karışır.. belirsiz bir nedenle amerikaya dönemeyen rick, eski aşkı ilsa’yı, özgürlük savaşçısı kocası victor’la, amerika’ya giden gemiye ulaşabilmeleri için lizbon’a götürecek olan uçağa bindirebilmek adına her türlü fedakarlığa hazır mıdır..

döneminde pek de cesaret edilmeyen uzun planlarıyla hem oyunculuk, hem de yönetmenlik başarılarından biri sayılan bir film casablanca.. geçen onca uzun yıla rağmen büyük bir ilgiyle izlenen bir macera ve aşk hikayesi.. asla sıkmayan, rahatsızlık vermeyecek derecede gömük romantizmi, buna rağmen incelikle işlenmiş, savaş öncesi dönemin politik özelliklerini oldukça gerçekçi yansıtan bir dönem filmi aynı zamanda.. biraz önce de belirttiğim gibi işgal altında olan bir ülkenin, işgal altında olmayan sömürgesinde, işgalci bir komutanla, işgal edilmiş bir ülkenin bölgedeki temsilcisi yüzbaşı arasındaki ayak oyunları görülmeye değer..

dooley wilson‘un sesinden asla unutulmayacak as time goes by adlı şarkı ise tabii ki filmin en büyük özelliklerinden.. “bir daha çala sam..” unutulmaz repliklerden midir, değil midir..

bu arada filmin ilk açıklanan kadrosunda rick’i ronald reagan‘ın, ilsa’yı ise ann sheridan’ın oynaması planlanmış.. yanı sıra müttefikler 8 kasım 1942′de casablanca’yı alınca filmin çekimleri ve yayınlanması konusunda da politik kaynaklı değişiklikler yaşanmış..

müzikle ilgili bir ayrıntı daha.. filmde as time goes by’ı çalıyor ve söylüyor gibi görünen dooley wilson aslında bir davulcu.. filmde şarkının olduğu sahnelerde piyano bir perde arkasında elliot carpenter tarafından çalınırken, dooley wilson onun hareketlerini taklit etmeyi öğrenmiş..

ayrıca son sahnenin çekim anı gelene dek hiç kimse-oyuncular dahil- ilsa’nın rick’le mi yoksa victor’la mı uçağa bineceğini bilmiyormuş.. filmdeki havaalanlarının gece çekimlerinin maketlerle yapılmış olmasının nedeni ise daha ilginç; çekimleri 2. dünya savaşı sırasında gerçekleşen filmin gece havaalanı sahneleri, güvenlik nedenleriyle maketlerle gerçekleştirilmiş.. rick’in her kadeh kaldırışta söylediği “Here’s looking at you, kid” repliği paris çekimlerinde bogart tarafından improvize edilmiş olup, orjinal senaryoda yer almamakta..

her kadrajı ayrı bir fotoğraf olan filmden güzel fotoğraflar için..

hala izlemeyenlere..

Ne dersin?