çok eleştiri okudum filmi izlemeden önce de sonra da.. genelde olumsuz bu eleştirilerin hiç biri etkileyemedi beni.. son indiana jones filminden sonra geçen onca seneden sonra, beyaz perdedeki beklenti ve etkileşimlerinin, geçen yıllar içinde ve büyüyen birikim havuzları nedeniyle değişmiş olabileceğini düşünmeyen onlarca eleştirmenin görüşüne gerçekten ihtiyacım yoktu.. bu biraz şeye benziyor; starwars’ı yıllar önce izlediğimizde maket yıldız destroyerleriyle hayretlere düştükten sonra, aynı destroyerlere olan ilgimizin 3D rendering yeni nesil uzay araçlarının onların pabucunu dama atması sonucu azalması gibi örneğin.. aynı çocuksu heyecanla bakamayacaksanız, eleştirmen, “yıllarını sinemaya vermiş adam” edasından sıyrılamayacaksanız yeni indiana jones’u izlemenin gerçekten bir faydasını göremeyeceklerini biliyor olmaları gerekirdi aslında..
bu nedenle 38 yaşında “yıllarını sinema izlemeye vermiş adam” kimliğimi bir kenara bırakarak gittim
yeni indiana jones’a.. pek de sevdim.. her zamanki kaçmaca-kovalamaca, onca aksiyon, vodvile varan sakarlıklar serisi, shai’ın yapmacık serserisi.. hepsi aynı heyecanla eğlendirdi beni.. hatta kırık rus aksanlı ingilizcesine rağmen “daktır jööğğnnnsss” derken ingilizliğini hatırlayan cate blanchett bile eğlendirdi beni.. çok mu kusur lazımdı mesela.. al işte bir tane.. ama yineliyorum; indiana izlerken benim kusurları bulmaya değil, onları göz ardı edip tadını çıkarmaya ihtiyacım var daha çok..
küçük bir çocuğun yaramazlıklarını kale alıp, onları karşılarına alıp benim bile anlayamacağım şekilde anlatan ebeveynlerden farkı kalmayan eleşritmenlerin lafıyla sinemaya gidecekseniz boşverin gitsin.. çizgifilm izlerken “bu örsler de nereden geliyor, ne saçma” diyebilecek kadar büyümüş adamların ne işi olur ACME şirketiyle..
film ise evet indiana.. kristal kafatası krallığı; adı üstünde.. her zamanki gibi rengarenk, eğlenceli, saçma-sapan indiana.. vallahi artık sıkıldım; bilimkurgu izlemeye gidip de “yıldız hızı mı, ne saçma” diyenlerden gerçekten sıkıldım.. hiç birşey yazmayacağım film hakkında.. ne öyküsünün didiklenmeyen yanı kaldı ne de çekim tekniklerinin falan.. boşverin işte.. büyük perdede indiana.. çok yaşa harrison, çok yaşa steven, george.. ellerinize sağlık.. 12 yaşında çıktım salondan..
john williams imzalı müzikleri eşliğinde kendi siteysi..
Ne dersin?