Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Archive for the ‘Kızı-yorum’ Category

istiklal caddesi’nde yürüme olayı..

Posted by Hako On Eylül - 6 - 2007

daha henüz bir çarpışma bile hasıl olmamışken, karşı karşıya geldik diye bana “ufff” çeken hanımefendiye ithafen yazılmıştır.. dikkatlice okuyunuz..

ilk önce fotoğrafa bakınız sayın bağyan.. kalabalık.. o seçkin görüntünüzün altında nasıl sinir, nasıl gıcık bir kadın var hemen belli bir kere ;ki böylesine kalabalık bir caddede yürürken birisiyle karşı karşıya gelme riskini yok saymışsınız.. nedeniyse basit: şımarıksınız ve herşey sizin için varmış düşüncesindesiniz..

ikincisi zaten bu kalabalık içersinde sevgilinizle elele tutuşmuş (ki bu durumda ikinizin toplam eni nerdeyse 2 metreye yaklaşıyor), söz konusu caddeyi enine geçmek çabasındasınız bir de üstüne üstlük.. ve inanamıyorum hala uflayabiliyorsunuz.. yüzsüzlüğün dik alası..

kızdım yine işte.. elimde değil.. gerçekten böylesine yoğun bir caddede birisiyle çarpışmama ihtimali gözeten birisi o kadar ben merkezlidir ki, dönüp hayatını baştan alsa hiçbirşeyi düzelmez.. omzuna çarpana nasıl dönüp ters bakıp oflayabilirsin ki, aynı caddede zaten omuz omuza yürüyorsun.. başka bir şeye kızmış, gergin olabilirsin.. bana ne!! geren ben miyim..

çarpılır, çarparsın da.. devam edeceksin.. her çarpana ters bakacaksan istiklal’de adamın tersini çevirirler anlamazsın.. iyiyimdir hoşumdur ama birisi basacak bir gün damarıma.. çarpacağım birine yanlışlıkla, yanlışlıkla dönüp birşey diyecek.. sonra olanlar yanlışlıkla olmayacak..

istiklal’de yürünür, çarparsın da çarpılırsın da.. bir daha söyliyeyim mi..

bu arada, herşeye karşı tahammülsüzlükten şikayet eden ben nasıl oluyor da bir konuda bu kadar asabi olabiliyorum sizce.. tahammül edemeyene karşı da ben tahammülsüzüm de ondan..

klozet hikayeleri 1..

Posted by Hako On Mart - 4 - 2007

ya bişii diicem; işerken klozet kapaklarını niye kaldırmıyorsunuz.. sinirim kabarmaya başladı.. tüm klozet kapaklarına işeme eylemi yapacam kimse oturarak kakasını yapamayacak.. tööbe tööbe..

fotoğraf ne diye de sormayın.. klozet yazdım bu çıktı.. mansur foooorutan..

acaip kızıyorum hem de..

Posted by Hako On Aralık - 8 - 2006

dilinin kemiği olanlara.. söylemesi gerekenleri söylemeyip, durumu kurtaranlara.. gereksiz yere insanları yapamayacakları ve halihazırda zaten yapamadıkları şeylere daha da cesaretlendirenlere.. birilerinin incinmesinden korkarak eleştirileri saklayıp, bir süre sonra koruduklarını sandıkları bu “birilerinin” farkında olmadan en büyük düşmanı oluverenlere.. çünkü er ya da geç bir “dili kemiksiz” çıkacak ve bu yaptığı işle çok övünen zavallıya haddini bildirecektir ve pohpohçular direkt ya da endirekt “gaz veren, dalgaya alan” durumuna düşeceklerdir..

gerçek hoşa gitmeyebilir.. ama bu onun gerçekliğini geciktirmez, ertelemez..

bunca yıldır beni ukala, kıçı kalkık sanan herkese sözüm.. bir gün fena utanacaksınız.. sizi sevmiyor olsam zaten fikir belirtmezdim.. hakkında konuşulacak kadar değerli olmanın tadını çıkarın.. iyi ya da kötü..

cool.. en iyi ben.. diğerleri kim..

Posted by Hako On Kasım - 11 - 2006

üzücü bir yaklaşım tabii ki.. aslında büyük bir sorun olduğunun ve kendi yalnızlıklarından ve eksikliklerinden kaynaklandığından habersizler bu tavırlarının.. forum sayfalarında falan çok rastlıyorum kendilerine.. herkese cevap yetiştiren, laf sokan, “ben süper coolum, burnumdan kıl aldırmam..” şeklindeki abla ve ablalar.. nasıl bir afra-tafra.. argonun bini bir para.. kadın ağzında amlar-götler-koçumlar-sikerimler.. sigara dumanından kısık gözlerin altında yarım aralık dudaklardan sarkan izmaritler.. bar köşelerinde, sabahtan beri yaratmaya uğraştıkları şekillerle müziğe groove tutarlarken, kapıdan girişte body-guardlara yalakalıklar.. kendi dinledikleri elektronik saçmalıkları dinlemeyenleri cahil gören, teknolojik trend takipçileri (ama bunu insan doğasına uyarlamaktan aciz), uç edebiyat, uç ilişki, uç sinema düşkünleri.. ama hiç düşünmüyorlar bu “uç” batar mı bir yere.. battığı yerden çıkar mı..

kendileri gibi umursamayanlarla yaşadıkları ilişkilerin umursanmayan kalıntıları arasında, hep reddettikleri kalp kırıklıklarıyla yaşamak zorunda olmanın acısı gece yalnız yataklarına yattıklarında kafalarına dank edince o hep reddettikleri gözyaşlarına boğulan yaşam müsveddeleri..

kendinize dönün.. herşeyi tükettiren yüzyıl sizi size tükettirmeden.. insan olduğunuzu, insanların arasında yaşamak zorunda olduğunuzu ve bilmeyene öğrettiğiniz zaman o pek kıymetli!! aydınlığınızın kıymet kazanacağını unutmadan..

üzgünüm.. ben müzisyenim..

Posted by Hako On Ekim - 26 - 2006

evet üzgünüm, ben müzisyenim.. o beni seçti.. sizlerin kendi mesleklerinizi seçtiğinizin aksine, ya da seçtirildiğinizin.. iki pasifizasyondan ben seçtirilmekten çok seçilmeyi tercih ederim.. göz kırp hako..

konu bu değil aslında.. konu bu kadar salağın arasında müzisyen olmak.. yaşamak için, sevgili edinmek için, duygularını ifade etmek için, yemeğine eşlik etmesi için, yolda yürürken, soluk alırken ve daha milyarlarca yaşamsal şey için asırlar boyu müziğe ve müzisyene gereksinim duyan salakların.. kısa bir anı dinleyin.. aşağıda..

yıllar önce adana’da bir yerin açılışında çalıyoruz.. sahnedeyim.. flörtüm olan dünyalar güzeli bir kız var, karşımda masada.. tipin biri gidip kıza birşeyler söylüyor, kız hayır anlamında başını sallıyor, tip gidiyor.. on dakka sonra bir daha geliyor, yine aynı şey.. 3-4 derken ben gerilmeye başladım şahsen sahnede.. sonra en son hadisede kız parmağıyla beni gösterdi.. herifcik de aynı şeyi yapıp kafasını “anlamadım” der gibi sallayıp son kez gitti.. arada gidip sordum kıza, “yahu” dedim “ne iş?”.. gülüyor kız.. defalarca dansa davetmiş olay, en son seferinde de hayırların nedenini sormuş genç ve kızdan “sevgilim burda” yanıtını alınca da “kim” diye sormuş.. kız da beni gösterince “şu müzisyen mi” demiş.. “evet” yanıtını alınca da “ama ben doktorum” diye cevaplamış..

komik tabi ki.. yazık aynı zamanda.. işin daha ilginç tarafı bu herifcikin (sonradan öğrendiğim üzere) halihazırda öğrenci olması.. nasıl bir gaz almış olması da ilginç.. “heheyyt doktorsun seeennn, go get ‘em tiger!!!”.. ne salaklıktır bu.. dans olmasa kıza gidip teklif edecek neyin var? müzik olmasa nasıl dans edecen? müziği kim yapıyor? beeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeenn.. yani müzisyeeeeeeeeeeeeeeeeeeenn..

ben hiç hasta olunca bokumla uğraşan insanlara karşı böyle bir saygısızlık yapmadım.. ama artık benden şarkı isteyen doktorların çekecekleri var onu söyliim.. abazalığının sona ermesi o gece için müzikle ilgili bir yere varan bir doktor benim çaldığım bardan abaza çıkacak.. yeminim olsun..

lafın geleceği yer şudur: insanın insana gereksinimi olduğu zor bir dönem yaşadığımız.. senin çöpünü toplayan çöpçüyü adamdan saymazsan sokağını bok götürür, bileceksin bunu.. ben bankacı, doktor, broker, iş adamı sevmiyor değilim.. ben kendini yaşadığı dünyadan, sokaktan, çöpçüsünden, simitçisinden, oyuncusundan, müzisyeninden ayrı gören, dizginlerini tuttuğu servetlerin onlarsız da bir anlamı olacağını düşünen, evine girdiğinde kendisine ait ilk nefesi en sevdiği şarkıyı dinlerken ve mırıldanırken alabildiğini farketmeyen doktor, broker, bankacı ve iş adamlarını sevmiyorum.. ve sevmeyeceğim..

ben insan olduklarını unutanları, bu gezegene ve üzerindeki herşeye, dahil olduğu evrendeki her zerreciğe saygı ve hayranlık duymayanları sevmiyorum, sevmeyeceğim.. yaşam içindeki herşeyle anlamlıdır.. herşeyle..

olamaz..olmamalıydı..ama artık çok geç..

Posted by Hako On Ekim - 14 - 2006

ne yapsam ne etsem.. yine allahım neden ben konulu postun güzide mekanı, sabahlarımın su böreee keyfi, gülcan’la üzerinde tarçın olan ilk tavuk göğsümü yediğim o neşeli, şirin, beyfeni garsonlarıyla ünlü taksim’in biricik lokantalarından sütiş, kadir çöpdemir’e satılmış.. umarım yanlış duymuşumdur.. umarım spekülasyondur.. umarım.. hayır yaa dayanamayacağım.. bakmayın lütfen.. (der akabinde ağlayarak ve koşarak uzaklaşır..)

tahammülsüzlük..

Posted by Hako On Eylül - 29 - 2006

iğrenç, ilginç ve yoğun bir nefretle yüklü insan tanıdığı tanımadığı herkese.. dolmuşta, motorda, rafikte.. tamam, biliyorum; trafikte olacaktı.. bu kadar çabuk kızılmaz ya da alaya alınmaz ki insan.. bak sen de yaptın, tahammülsüzsün.. hemen oflayıp puflamalar, göz devirmeler falan.. nedir ama bu şimdi.. hiç birisinin ayğına basmadın mı sen hayatın boyunca, motorda bir sürü bacak arasından atlarken birisinin pantolonuna toprak bulaştırmadın mı, ilk kez kullandığın kapı kartıyla turnikeden geçemediğin zaman, anasının karnından manyetik kartla turnikeden geçerek çıkmış gibi davranan güvenlik görevlisi tavrı nerden geliyor.. kıçı boklusun daha belki.. kimsin ki insanı insandan daha aşağı görüyorsun, herhangi birine salak, sakar, beceriksiz muamelesi yapıyorsun.. nerden, hangi hakla..

ne zaman çocuğuna ayakkabı bağlamayı öğreten hala mutluluğunu yaşayacaksın.. yoksa hiç mi.. salak mısın, nasıl yaşadım diicen sonra, sormazlar mı insana..

türksell’im geldi, huzurum bitti..

Posted by Hako On Eylül - 22 - 2006

reklamların, gerek tüketiciyi gerekse de tüketileni ne kadar etkilediği ve yönlendirdiği şüphesiz.. ama unutulmasın ki, içini çözmüş, ne istediğini bilen, dengeli tüketim prensiplerine sahip, kendini güdümlenene değil de gereksinimlerine yönlendirmeyi bilen tüketici, bir şekilde reklam tuzağından uzak kalabilmekte ve hür iradesiyle seçimlerini yapabilmektedir..

ne yazık ki 12 eylül sonrası, danışıklı yaratılan, popüler kültür bağımlısı kitlenin, bu meziyetlerden ne kadar uzak olduğu da aşikar.. söyleneni yapan, gösterileni alan, trendler harici hiç bir şekilde tarz ve tavır belirleyip ortaya koyamayan bir yığın var karşımızda.. bu nedenledir ki aslında reklamın, müziğin, sinemanın, tiyatronun, edebiyatın ve külli kültürel etkinliğin gayet hassas ve bıçak sırtında bir misyonu vardır şu sıralar.. ve ne yazık ki bu dallardan tam tersi bir tavır görmekteyiz..

şalterlerimi en son attıran ise turkcell reklamı.. yapılabilecek en salak (ne yazık ki hedefini bulan) reklam müziğiyle karşımıza gelen bir lüzumsuzluk, terbiyesizlik ve utanmazlık abidesi.. sahnede keman olan muhtemelen bir klasik müzik konserinde “bir adam” var.. ve bu adamın “canı sıkılıyor”.. kemandan çıkan “gıy gıy” sesleri çiziliyor ekranda, sıkılmasın mı adam, haklı tabii.. sonra ne yapıyor bu adam, turkcell-im’den nete bağlanıyor, mp3 indiriyor ve konserin ortasında kulaklığıyla eğlenceli ( muhtemelen çakkıdı tadında) bir parçayla tam da klasik müzik konserinin ortasında “tehey tehey” tadına koşarak, yanındakileri de coşturuyor.. yazıklar oluyor..

tek şey söyleyeceğim; eğer gittiğim herhangi bir konserde kulaklık kulağında kıpırdaşan bir şahıs görürsem, sim kartını “turkcell-in” olarak bir yere sokacağım ve onu ordan “turkcell-out” yapmak çok zor olacak.. ha unutmadan; bunun tek sorumlusu da turkcelldir o an.. sakın evde denemeyin yani, kıç ağrısı yapabilir..

yine allahım.. neden ben..

Posted by Hako On Eylül - 15 - 2006

sabah sabah olmazdı aslında.. keşke de olmasaydı.. yine ağır abi olayı fena takıldım ben bunlara.. olamadım diye mi acaba.. muhtemelen yine bankacı, finanscı gibi bişeydi bu da.. taksim sütiş’te bi “su böree” keyfim vardır içine etti adam..

nasıl oturmuş büyük bir ciddiyet içinde çatal ve bıçakla suböreği yemeğe çalışıyor arkadaş.. ama olmuyor.. üzerindeki kıyafetle ve o tavırlarla, çatal bıçağı o “ben sonradan öğrendim aslında elimle yerim” havasıyla bir tutuşu var olmuyor, olamıyor.. beceremiyor, sol elle çatal tutma alıştırması olmadığı için ağzına götürürken düşürüyor, gören var mı diye etrafa bakıyor.. acı çektim resmen.. gidip böreğini yedirmek istedim ağlayarak ona.. bakınız, “o” zamirini büyük harfle yazmaya bile gitmedi elim..halbuki caps-lock hemen şuracıkta..

sonra bitirebildi yara-bere.. suboreği mundar oldu zaten.. ve finali yaptı arkadaş. hafif kafa sallama hareketiyle bir kasılış yürüyüşü vardı ki geberdim gülmekten.. tekniği yanlıştı bu hareket sırasında,çünkü bu hareketi yaparken dikkat edilmesi gereken asıl şeyin lap-top’un sallanmaması gerektiği prensibini gözardı ederek teknik puanlarının düşmesine neden oldu arkadaşımız.. fraaannss dö puaa, denmaaaarkk katır puaa, royöm üni dezüem puaa.. bi erovizyonun daha sonuna gelirkeeennn.. geçmiş olsun, paramız bunlara emanet..

kıl olunası, kızgınlıkla dolunası..

Posted by Hako On Eylül - 9 - 2006

RÖPRAZANT MESELESİ

Uyuzdur mesela.. Bilirsiniz, tabir edilen şekliyle röprasant amcalar, teyzeler ve diğer mobil pazarlama androidleri üzerinedir uyuzluğum.. Şirket bunlara para verir yazık giyinsinler diye, altlarına araba çeker..

Her yerde tanıyabilirsiniz.. Herhangi bir ilimizde iki harf dört rakamlı 34 plaka görürseniz araçtan inen işte onlardan birisidir.. Beyaz gömlek, yeşil ya da sarı, turuncu gibi renkli kravatlarıyla, havalı güneş gözlükleriyle parlak ayakkabılarıyla gezerler.. Eşeyli ürerler.. Zaten tüm bu “olamadığın gibi görün” çabasının temel amacı üreme üzerinedir.. Öğle yemeklerinde oturdukları yerlerde tavırlarıyla kafe-restaurant personelini tedirgin ederler.. “Canım bi baksana”, “Hayatım gelir misin”.. Dört dönülür amcaların tavırları sayesinde.. Bişey sanırsın, ama bahşiş çıkmaz..Her şeyleriyle kapitalizm anıtları olarak laptoplarıyla ortalık her yerde sanki her zaman online olmak lazımmış gibi sırıtırlar.. En az iki cep telefonu (biri afili Sony-Ericsson’lardan diğeri babasının lisedeyken aldığı Motorola’dan ibaret) diğer bir belirleyicidir..

Aslında ne olduklarını, kendilerinin olmayan takım elbiseleri, kendilerinin olmayan arabaları ve kendilerinin olmayan laptoplarından ayrıldıklarında ve bir görüşme için kendilerinden daha salak bir doktorun önünde yalanırken anlayabilirsiniz.. İçi boş, birikimden yoksun, düzeysiz sohbetlerinden ve o Polo, Hyundai, Kia, Ford vb gibi güzelim araçların içersinde dinledikleri en osuruktan pop müziklerden kolaydır ayırdına varmak işin..

Aman dikkat, başka şansınız varsa bu mesleklerden olanlardan ve bu mesleklerden olmaktan uzak durun.. Sanırım bulaşıcı..

Ve her şeyden önce, hiç kimse gereksiz yere üzerine alınmasın.. Kızıyorum o zaman..

VIDEO

ETİKET

avatar

WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck and Luke Morton requires Flash Player 9 or better.

Hakkımda

1971′den beri yoldayım.. ciddi kaza geçirmedim, ufak tefek sıyrıklarla geldik buraya kadar.. “gönül insanıyımdır” iddiam yok, olana da pek inanmam.. sahteliklerin etiketlerle gizlenmesine karşıyım. “insan olmanın salaklıklarını büyük bir zevkle yerine getirir, kendime dert de etmem” diyen herkesle işim olur.. tersiyle görüşmeyelim..

Twitter

    Fotoğraflar

    MPE8139220071002_99_392010britain_2_100816