Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Archive for the ‘Düşünü-yorum’ Category

kare bul, kare bil..

Posted by Hako On Ekim - 6 - 2006

çözülmesi gereken bilmecelerle doludur hayat.. hiç bir zaman bitmezler.. pazar öğleden sonra gazetenin ekindeki büyük kareli bulmacayı çözerken neler hissettiğinizi düşünün.. bir de çözüp hatta eksik harfleri tahmin edip anahtar kelimeleri bulduğunuzdaki boşluk hissini..

koskoca bir pazar öğleden sonrası mevcuttur ve bulmaca çözülmüştür..

bir başka deyişle; çözülecek bulmaca kalmamıştır..

sonuç; çözülecek bulmaca kalmayınca pazar öğleden sonrası çekilmez olmuştur..

hayat da böyledir.. bir pazar sabahı başladı benimki.. bir pazar akşamı da bitecek eminim.. bilmeceler durulunca, bulmacalar çözülünce sıkılıyorum ben.. çözmeliyim, görmeliyim, yenilenmeliyim..

benim hayatım arka sayfada doğru cevapları olmayan bir bulmaca eki..

tek sayılık..

ayna..

Posted by Hako On Eylül - 29 - 2006

holdeki büyük ayna.. söyle bana daha yakışıklısı var mı dünyada desem beni tanıyanlar acaip gülecekler karınlarını tuta tuta.. pisler.. ama konu o değil..

yaşlandım ben.. çok hem de.. öyle yok mok demeyin.. sadece gözümün yanlarındaki kırışıklıklar değil konu.. ya da göbeğim.. hep bu adamı göremeyeceğimi düşünürdüm ben aynalara bakarken.. bu yaşlanmış yahu.. ışıktan mı diye düşünüp yaksan bile tüm ışıkları aynı ihtiyar durunca hala karşında söyleyecek hiçbir şey kalmıyor.. bu salak ihtiyar bana sırıtmıyor.. oysa ben hep bana sırıtımışımdır aynanın karşısından ayrılırken.. göz kırpmışımdır.. bu ihtiyarın acımayla karışık sitem çağrıştıran bakışları var.. sen yoksun bıraktın beni bir şeylerden der gibi sanki.. sona yaklaştıkça mı oluyor böyle şeyler.. ya da artık damarında akan kanın gerçekten koyulaşmaya başaldığını düşündüğün zaman mı.. biteceğini bilerek yaşamak aslında zor.. neden düşünmediğini sanır ki insan biteceği zamanı.. biraz daha önceleri ne kadar uzak son, oysa birkaç adım sonra ne kadar yakın.. marjinal artıyor sona yakınlık her geçen günle.. yani yarın sabah sona, bugün yakın olduğumdan birkaç kat daha yakın olacağım.. üzücü..
yoruldum bu sabah kendime bakarken.. kötü değil durum daha, sevenler meraklanmasın.. en azından hala umut edecek güç mevcut..

miss “good enough for now”..

Posted by Hako On Eylül - 20 - 2006

köşeden dönecek mi bayan doğru.. ya da bay.. hep en doğrunun arayışında nereye kadar.. aramakla geçecek bir hayat için hazırsanız neden bu kadar sorun haline getirmektesiniz bir türlü yerleşik ilişkiler yaşayamamayı.. gelenlerle gidenlerle mutlu olup susunuz, ben de bunları yazmak zorunda kalmayayım, değil mi ya..

tamam, denemekle geçecek tabii ki en doğruyu bulma süreci en sağlıklı şekilde.. belki de ikilem burda.. en doğruyu bulmaya çalışıyorsak tabii ki sürecek arayışlar; sonu olmadan belki de.. ama bi ihtimal çok gereksiz ayrıntılara takılıyoruzdur.. belki de kısa düşler görüyoruzdur ilişkiler içersinde.. sabahı bir düşle getirmeyi düşünmüyoruzdur aslında derinde.. pişmanlıklarla dolduruyoruz herşeyi.. ilişkileri, kararları, yaşamsal adımları, atılımları.. aslında neysek o olmaya çalışırken, olabildiğimiz kısa zamanlarda olduğumuz bizden -sırf birileri burun kıvırdı diye- utanç duymak ne dertlere sokar insanı farkında olunuz.. ya içinizdekini serbest hiç bırakmayınız ki bu da mutsuz edecektir, ya da bırakınca marifetlerini üstleniniz delikanlı gibi..

sakın unutmayın; dr. jeykll’da bizimdir, mr. hyde’da.. verilen her karar, yapılan herşey verildikleri ve yapıldıkları an doğrudur.. seksen sene sonra duyulan pişmanlıkların, siksen faydası olmaz.. ay elim sürçtü.. yine seksen yazacaktım halbuki..

ticari mi değil mi kaygısıyla kaçanlar..

Posted by Hako On Eylül - 12 - 2006

bir şeyi değerli ya da değersiz yapan şey sizin ona verdiğiniz değer midir.. tekrarlı soru oldu.. ama sık çıkıyor karşıma bı sıralar.. en son 80630noktakom’da bir tartışmada yazmak zorunda hissetmiştim kendimi.. “fourplay asansör müziğidir” eleştirisine yanıt olarak aslında biraz incitici bir çıkış yapmıştım ilk aşamada.. sevdiğim bir gruptur çünkü.. daha sonra da azcık pişman olup “öğreten abi” rolümü yeniden üslenince ortaya şöyle bir yanıt çıkmıştı.. aynen alıyorum.. buyrun okuyun:

“yav aslında çok sert çıkmışım çocuğa..tersime geldi herhal..zekası yetmeyen falan demişim,iyi kızmamış helal olsun.. aslında iki isim bir araya gelince “ticari şekil olmuş” demek kolay.. e neymiş george benson earl klugh bir araya gelmiş ticari mi.. bob james earl klugh bir arada; ticari.. nedenmiş?. e ikisini birden dinleyen ayrı.. her iki kitleyi de yakalayalım, ikisine de satalım.. çok mu sever lee ritenour larry carlton birbirini, hayır.. rekabet kesin var.. ama iyi para kazandırır albüm.. hem ayrı ayrı ikisini de dinleyenler satarsın hem de kıyaslama meraklısı bi sürü dana alır dinler.. o yüzdendir ki “yok o ticari bu kaygılı falan filanlar”la sınırlandıracaksak zevklerimizi çok daralırız.. “onlar istedikleri kadar ticari düşünsünler, beni çaldıkları ilgilendiriyor” derim.. sen tadını çıkar onlar da para kazansınlar.. karşılıklı yani.. ama bu bile müziği asansör müziği yapmaz..ona kalırsa charles mingus’da dinledim ben asansörde, chick korea’da..”

gerçekten de çok gereksiz kaygılarla kalbimizi, beynimizi, kulağımızı ve hatta tenimizi çok fazla güzel şeye kapıyoruz gibi geliyor.. hayat kaygılarımızı beklemiyor oysa.. geçip gidiyor.. bir daha asla karşımıza çıkmayacak çok şey önümüzden akıp gidiyor.. sevdiğim laftır: “ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir ki”.. takma öyle herşeyi kafaya.. sev ya da sevme eyvallah, ama bu sınıflandırmayı daha kişisel normlarla yap, herkesten duyduğunla değil yani kısaca.. var mı lafı olan hodri meydan..

kim ne ister aşktan..

Posted by Hako On Eylül - 9 - 2006

SENİ SEVİYORUM
 

Seni seviyorum.. Ama benim sevgilim olduğun sürece.. Yani koşullara bağlı bir muamma olan sevginiz..

 

Büyük yanlış.. Sevmek koşulsuz, durumlara bağlı olmayan bir şey olmalı doğası gereği.. Bir ilişkinin bitmesi farklı bir şeydir, birisine seni sevmiyorum demek farklı.. Karıştırmayalım..

 

Kim olursanız olun, bir insanın kendisi için en doğru olanı arama, deneme, bulduğunda üzülen tarafı düşünmek zorunda olmama gibi haklarını elinden almak gibi bir hakkınız yoktur.. Birisi size gelip “ben ilişkimize bir süre ara verip düşünmek ve kendimi tartmak istiyorum” dediğinde yüreğinizde kabaran kıl olma duygusunu bastırmayı becerip, koşullar ne olursa olsun karşınızdaki insanın size sırtını dayayabileceğini hissettirebilirseniz belki bir gün daha şanslı olabilirsiniz sevdiğiniz insan konusunda.. ama tam tersini yapıp, “beni sevdiğin sürece severim seni, aksi taktirde git kendini becer” tarzından bir yaklaşım, olacağı olan işi de bozar..

 

Aklınızda olsun.. insanların göbekleri birlikte kesilmemiştir.. aşklar başlar, aşklar biter.. bitmeye de bilir.. kumardır aşk.. zarı attıktan sonra, beklenen gelmezse masadan kalkmayı bilmek gerekir.. kaybetmene rağmen masada kalma arzusu, insana sahip olduğundan daha fazlasını kaybettirir..

 

Gerçek aşk, hayatınızdaki insan gereklilik değil, varlığı hayatınızı daha da güzelleştirir hale geldiğinde gerçek aşktır.. bol şans..

VIDEO

ETİKET

avatar

WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck and Luke Morton requires Flash Player 9 or better.

Hakkımda

1971′den beri yoldayım.. ciddi kaza geçirmedim, ufak tefek sıyrıklarla geldik buraya kadar.. “gönül insanıyımdır” iddiam yok, olana da pek inanmam.. sahteliklerin etiketlerle gizlenmesine karşıyım. “insan olmanın salaklıklarını büyük bir zevkle yerine getirir, kendime dert de etmem” diyen herkesle işim olur.. tersiyle görüşmeyelim..

Twitter

    Fotoğraflar

    MPE8139220071002_99_392010britain_2_100816