her gün yemek yemek için aynı yoldan tırmanıyor.. demir kapının parmaklıklarından.. aynı şekilde de iniyor.. dahi kedi..
Archive for the ‘Miyavlı-yorum’ Category
ahanda kedibey..

esatcan coşkunun objektifinden..
http://www.deviantart.com/deviation/41715692/?qo=15&q=by%3Ahacicavcav&qh=sort%3Atime+-in%3Ascraps
kedibey küçük bir operasyon geçirdi..
çengelköy’de kalırken gezer gelirdi bizim oğlan mahallede.. tekir bi dişi vardı arkadaşı.. ama anlaşılan tekir’in o sarman, koca kafalı, azgın belalısı bizimkine bu hadiseden dolayı gerginmiş ki ufak çapta kapışmalar yaşanmıştı.. işte bu kapışmaların birinde bizim oğlan façayı aldırdı inceden.. burundan bir, kuyruktan bir olmak üzere iki minik çizik.. burun tamam, ama kuyruk sokumundaki sorun oldu..
önceki gece uyandım baktım şiş kuyruğunun başladığı yer.. “sabah götürürüm” diye düşündüm veterinere.. sabaha karşı 4 suları ise kedibeyin sesiyle uyandım.. ağlamakta miniş.. baktım yalaya yalaya patlatmış yarasını, kan ve iltihap akıyor.. “sileyim oğlum” dedim kızdı bana, pısladı.. baktım sıkı akıyor bıraktım yalasın diye.. sabah 9 civarı çıktık benart ofise gittik beraber.. 10:30 gibi geliyormuş veterinerler.. bekledik biraz, kedibey de balkonda vızladı..
sonra basit bir operasyon ve boynuna takılan martini kadehi şekilli şeyle sinir bir vaziyette terkettik muayenehaneyi.. kedibeyin gururuna dokunan şeyse termometreyle yapılan “erkek adama ters” uygulama oldu.. kimseye söylemeyeceğime söz verdim..
kedibey’in en sevdiği filmler..
kuş sesi duyunca hoparlöre pati salladığı ve ekranda ilk kanaryayı görünce delirdiği “alkatraz kuşçusu” ve kafasını santrifüje
konulmuş ceviz gibi bi o yana bi bu yana kuşların ardı sıra çevirdiği hitchcock’un “kuşlar“ı.. ister inanın ister inanmayın.. başka hiç birşeye bu ikisine verdiği tepkiyi vermiyor.. “yakalayacağım” diye yırtındı adam.. heyecanlı adam bizimki netekim.. gözler kocaman.. cin mi cin.. bi gören pişman bi görmeyen.. bi oynayan pişman bi oynamayan..
kedibey’in huyları..
ilk önce yerden bana bakarak “gurrrr” diye bir ses çıkarıyor, aniden yatağa zıplıyor.. sonra kaşkol gibi boynuma yatıyor ve başını mutlaka kalp atışlarımı duyabileceği bir yere koyuyor.. yastığı kullanıyor bazen.. dün gece kafası yastıktan aşağıya düşmüş, kıçı yukarda, tahammül dışı bir şekilde uyuyordu.. komik hayvan vesselam.. lavabodan su içmesi zaten ayrı matrak..
terbiyeli tavuk çorbası yapmış emrah abisi.. koydum önüne.. yeni eve alışana kadar biraz zorlandı gibi.. bir de o kuyruk sokumundaki kavga yarası canını yaktı bi süre.. şimdi iyi ama.. o parlak, cingöz bakışlı kedi oldu.. yaramazlık bile yapmaya başladı.. mutfak pencerelerinden kuş izliyor.. televizyonun üzerinden digiturk ve 5+1′in merkez hoparlörünü düşürmüş şapşal ordan oraya zıplayacam derken.. çamaşır kurutma askılığını ağırlığını taşır sanarak atladı bu sabah.. çok komikti..
yine de sakin bir hayvancık o.. uslu.. sadece meraklı.. son derece masum.. iki yüzlü değil, adam satmaz.. seni senden çok sevebilir izin verirsen.. duru seviyorum onları ben.. işime geldiğince değil..
cihangir kedili bilirsiniz.. emel teyze var, fındıklıya inen merdivenlerin orada kedileri besleyip, sularını değiştirirken görebilirsiniz.. dernek kuracaklarmış.. bakalım nasıl olacak, meraktayım.. arar sanırım emel teyze.. bekliyoruz..
kedibey taşınacak..
sanırım harika olacak o’nun için.. en gözde kedi mekanına taşınıyor çünkü.. bi sürü serseri arkadaş, bir sürü şirin dişi bulacak orada; cihangir!!
merak ediyorum; çengelköy’de daha halk kedileri arasındaki vaziyetlerinden farklı olacak mı acaba bu daha “aristokrat” kedilerin arasında.. tekir’i özleyecek mi mesela.. yoksa yeni mahallesindeki üç renkli fıstık gönlünü çelecek mi.. olmazsa alırım bi akbil de o’na, geçer arada bir boğaz vapuruyla karşıya.. taner‘e miyavlar gelir geri..
kar geldi, kedibey şaşırdı..
..”yavaş düşüyor bunlar.. o ıslak olan, hızlı düşen, bir türlü yakalayamadığım şeylere benzemiyorlar ya ,ne hoş.. o hızlı düşenler hemen kayboluyordu düştüğü yerde.. ama bunlar hem beyaz hem hemen kaybolmuyorlar hem de üstüste birikiyorlar.. şahane oldu.. şunu yakaladım, dur şunu da yakalayayım.. gel buraya beyaz şey.. birisi burnuma düştü de demin, soğuk da bişii.. sevmem soğuğu aslında ama içgüdülerim yakala diyor.. duramıyorum.. heyaaaaaaaaaa..”
oğlan kocaman oldu..
artık sokaklarda.. geceler boyu süren isyanları işe yaradı.. maaaavv maaavv.. tabii mamaları kedibey’le birlikte götüren ve artık kaçmayıp kendini bize sevdiren dişi tekirle ne kadar ilgili olaylar bilemedim.. biz de jennifer aniston sanmıştık, yanılmışız.. kedibey takılıyor.. bir gri ve bir tekirden kurulu ekürisi ve sarı-beyaz ve siyah-beyaz iki düşmandan ibaret yeni dünyasıyla mutlu görünüyor.. arada bir demeyeyim sık sık gelerek kendini sevdirmeyi ve bazen tüm gece uzak kalarak kendini özletmeyi beceriyor.. özgür ama evine bağlı bir erkek olarak birçok dantelli patinin rüyalarını süsleyeceğe benziyor..
oğlum o benim.. kurban olurum o’na ben.. sesini duyunca deliriyorum gece yarıları..
kedibey büyüdü..
Kediler..
diyorum o kadar; insanlardan öteler bazen.. “kedibey” mesela: kendini tanıştırır yeni tanıştığı birine, bana bırakmaz.. gidip dizine çıkar ve sağ ön patisini göğsüne koyar kiminle tanışacaksa.. “eylül” diye bir kedim vardı ceza verirdi kızdığı zaman kime kızdıysa.. bu, kızdığı adamın en sevdiği tişörtü bulup üzerine işemeye kadar varırdı.. “gelin” adlı bir kızım vardı evdeki sağır ankara kedimizi nerdeyse bulur çıkarır getirirdi, biz “kızım nerde bu” diye sorunca.. hani anlamıyorlardı, hani bilmezlerdi.. bal gibi de biliyorlar.. ama işlerine gelince.. kediseverlerden anılar bekliyorus.. buyrunus..



