Hakan Erken

hayat memat meseleleri

Archive for Haziran, 2007

the fountain..

Posted by Hako On Haziran - 22 - 2007

bazı yüzler vardır; çok sıradan, çok sık rastlanan konular içeren filmlerle karşımıza çıkar.. sonra bi bakarsınız aslında “just a pretty face” olmaktan çok öteye geçmişler de haberimiz olmamış..

alın size iki isim daha.. hugh jackman ve rachel weisz.. birisi swordfish gibi aman yarabbi bir filmden çıkma ( ama wolverine ve van helsing olma şerefine nail ) hüyuu cekmın, diğeriyse -aslında fena sayılmayacak bir seri olan- mumya filmlerinin tatlı yüzü ( enemy at the gates’deki rolü sınıflandırma dışıdır) reçıl vayz.. ikisi bir arada, bir de darren aronofsky yönetmiş tam olmuş..

beyin tümörü sahibi karısını ölümden kurtarma yarışı içinde doktoru canlandırıyor jackman.. weisz’da karısını tabii ki.. keyifli bir evlilik olagelmiş belli ki.. sonrasında bu kötü haber var, hanım ölmekte.. kocası ise maymuncuklar üzerinde yaptığı deneylerle bu gidişata bir çare bulmak derdinde ise de, aynı zamanda başarısızlığının getireceği kaçınılmaz son ile yüzleşmekte olan karısını bu zor günlerinde yalnız bırakma gafletine düşmekte..

savaşmak mı, gidenin yolculuğuna birlikte hazırlanmak mı..

öykü kadının son günlerinde yazdığı bir kitap olan “the fountain” aracılığı ile güney amerika mistizmine, uzak doğu mitlerine ve katolik inanca da bağlanmakta.. inançlar manifestosu biraz.. katolik kitapta anlatılan hayat ağacı gizli bir maya piramidinde ve ölmekte olan ağacıyla evrende mistik bir yolculuk yapan doktorumuz sonsuzluğun ortasında tai-chi-chuan yaparak huzur bulmakta..

adem’le havva’nın yasak meyveyi yedikten sonra cennetten kovulması ve sonsuz yaşam bahşeden hayat ağacının insandan alınıp, jungle’ın ortasında bir yere saklanması ve engizitörün işgalindeki ülkesiyle birlikte ölmekte olan ispanya kraliçesi ( weisz’ın canlandırdığı karakterle özdeşleşen ), ve kraliçenin hayat ağacını bulması için görevlenderdiği ve eşi olmayı vaat ettiği şovalyesini ( jackman’ın canlandırdığı karakterle bütünleşen ) ağacı bulması için bir göreve göndermesiyle iki öykü yüzyılları bağlayan bir metne kavuşuyor..

gönderme açık; sonsuz yaşam diye bir şey yok.. hepimiz yolcuyuz.. severek yaşamak ve korkusuzca sonu olmayan yolculuğa hazırlanmak durumundayız..

bazı sahneleri gerçekten nefes kesen bir güzelliğe sahip.. sinema tarihinin en güzel ağlayan çifti olmuşlar.. samimi ve sakin bir film.. sarsıyor ama salya sümük yapmıyor.. mendilsiz de izlenebilecek bir yazgı filmi.. sonuçta yaşam başlangıcıyla olduğu kadar sonuyla da bir mucize..

iyi seyirler..

bugün doğmuşum..

Posted by Hako On Haziran - 20 - 2007

ilginç bişey.. kimisi aldırmaz ya cool’luk hesabı.. neymiş efendim doğum günüymüş, çocuk gibi ne kutlayacakmışız, bunlar kapitalist sistemin para harcatma yollarıymış falan.. komik geliyor bana..

kendi yaşamın kıymetli.. çok hem de.. sana verilen bu soluk, bu sıcaklık, bu vücut ve bilinç o kadar değerli ki anlatacak kelime yok.. doğum günümü kutlamam ben hiç.. varlığımı ve bana verilenleri kutlamaktır yaptığım.. kendim için olduğum kadar bana değer verenler için de kıymetliyim ki kutlanır varlığım.. annem iyi ki doğurduğunu, babam iyi ki oğlu olduğumu söyler.. kapitalist manipülasyonla yakından uzaktan ilişkisi yok yani..

yaşamınızı kutlayın.. her günü doğduğunuz gibi değil ama.. onun anlamı başka.. ilk defa soluk almak zorunda olmanın, onca yepyeni, daha önce olmamış, tanışmadığın ses ve rengin ve kokunun arasında varolmaktan dehşetli korkmanın anısını hatırlayabilseydik eğer, acaba bu kadar aldırmaz olabilir miydiniz doğum gününüze karşı.. sanmıyorum.. titreyerek anımsar, yaşam boyu yaşayabileceğiniz en büyük korkunun anısını sonsuza kadar saklardınız.. dua edin neşeli bir hadise olarak hatırlamaktayız.. yaşam koruyor yani çocuklarını..
iyi ki doğmuşsunuz.. evrendeki minicik yeriniz kutlu ve uğurlu olsun..

can sıkıntısı..

Posted by Hako On Haziran - 16 - 2007

artık nerde görsem yüzlerini kusmak geliyor içimden.. bu toprağın evlatları bir bir yere düşerken, o evlatların babası, kardeşi, arkadaşı, herşeyi komutanlarının kanı yerde kalırken, o evlatlarla aynı yüreği taşıyanların önüne her fırsatta çıkıp, saçmalayıp, lafı boka sardırıp, çıkmazlarda boğulan acuze politikacıları gördükçe kimden, neyden ve nasıl iğreneceğime karar vermekte zorlanıyorum..

soluğuyla bunlar gibileri boğmaktan aciz olmayan TSK’nın nasıl bir aşağılık planla savaş kararı almaya zorlandığını ve bu savaş ortamının seçimleri erteleterek ya da en iyi ihtimalle kamuoyunun dikkatini başka konulara çekerek birilerinin işine yarayacağını hala göremeyenlerin aklına yazıklar ediyorum.. ve hala kendi (sıfat bulamadım) kıçlarını kurtarabilmek için uğraşan bir takımın, bizim aslanlarımızı karşılarına bile çıkamadan uzaktan kumandalı patlayıcılarla düşüren katillerle gizli işbirliği nasıl farkedilemez, şaşmaktayım..

Türk halkı ve şanlı TSK tabii ki bu planların farkındadır.. tüm bunlar belirli bir senaryonun bir parçası bile olsa, girdiği oyunda kuralları yeniden koyabilme kapasitesine sahip Türk halkı ve TSK, gerektiğinde kimi oyun dışında bırakması gerektiğini her zaman bilmiştir, bilecektir..

bazı oyunlar zor, sonuçları ağırdır.. altına el girmez.. giren el de çıkamaz.. bu toprağın analarının canını yakanın canı nasıl yanmıştır cümle alem bilir.. ve tarih tekerrürden ibarettir..

ve evet, bu bir tehdittir..

VIDEO

ETİKET

avatar

WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck and Luke Morton requires Flash Player 9 or better.

Hakkımda

1971′den beri yoldayım.. ciddi kaza geçirmedim, ufak tefek sıyrıklarla geldik buraya kadar.. “gönül insanıyımdır” iddiam yok, olana da pek inanmam.. sahteliklerin etiketlerle gizlenmesine karşıyım. “insan olmanın salaklıklarını büyük bir zevkle yerine getirir, kendime dert de etmem” diyen herkesle işim olur.. tersiyle görüşmeyelim..

Twitter

    Fotoğraflar

    MPE8139220071002_99_392010britain_2_100816