okuyanlar bilirler; sayın jared diamond‘un aynı adla national geographic’de de yayınlanan belgeseline kaynak olan kitabını.. yeryüzünün farklı coğrafyalarında farklı kültürlerin neden daha üstün ya da geri kalmış olduklarını tarihsel döngü içinde anla-t-maya çalışan güzel bir incelemeydi.. okumayanlar da geride kalmasınlar..
sahne güzel bir yer.. biraz yukarıda olmasının da avantajı sanırım.. görmek ve değerlendirmek adına hoş bir avantaj bu.. bir kez daha farklı kültürler arasındaki müziğe bakış ve saygı duyuş farkına dikkatim çekilince istemsiz bir şekilde, siz de gelin istedim.. bu arada bu farklılığın sayın diamond’un kitabındaki bilim ve teknoloji farklılıkları ile ne kadar bağdaştığı sorusu gelsede aklınıza ilişki büyük.. büyük oranda aynı nedenler aslında.. tabii kültür politikalarıyla eksiye doğru manipüle edilen insanımızın da suçu nereye kadardır o da tartışılır.. aslında “birazcık da olsa bir şeylerin farkında olan, soran sorgulayan insanlarla aynı ülkede yaşıyorlar, peki nerden geliyor bu kadar umarsızlık” diye düşünüp kızmıyor da değilim..yani bahsi geçen kitaptaki gibi, farklı coğrafya, kültürel miras falan demeyin bana konu kültür olunca.. “neden kızılderililer avrupayı fethetmedi” sorusuna verilecek yanıtlarla aynı aslında yanıtlar.. çok önemli yer, zaman, nerde büyüdüğün şarkılar, şiirler, filmler söz konusu olunca.. ama biraz sonra değineceğim üzere kendi içersinde de akla zarar bir insanımız olunca işler karışıyor biraz..
şimdi iki tür dinleyici var elimde.. birisi daha önce canlı müzik dinleme adabı içeriğiyle yazdığım bir yazımda yer alan ve hala da -ne yazık ki- varolmaya devam eden dinleyici -ki üzülerek söylüyorum bunlar kendi vatandaşlarımız-, diğeri de ilgiyle dinleyen, istek yaparken arayı kollayan, ya da bizzat gelip “repertuarınızdan bir şarkı seçebilir miyim” diye soran -dikkat; kendisi kafasına göre istemiyor-, eşiyle birlikte “çalınan şarkı kimin şarkısıydı”, “coverını kim, orjinalini kim söylüyordu” gibisinden iddialara giren dinleyici.. yine üzülerek belirteyim bu da yabancı misafirlerimiz..
tabii ki yılların verdiği birikim, o kültürün içinde yetişmişlik falan filan gibi faktörler var işin içinde, bırakalım şu gavur işi müzikleri, tabii ki bilecek adam kendi müziğini değil mi.. tamam, “aslımıza dönelim, türkçe şarkılar çal o zaman” diyen şuursuz vatansever kitleye biraz lafım olsun bahanesiyle.. birincisi çok denedim türkçe çalmayı.. iyi müzik türkçe de olsa iyi tepki alamıyor burası kesin.. ya da yunanca çalsanız daha talep görüyor.. hani sözleri anlamıyordunuz ingilizce olunca.. ülkemde yunanca artık okullarda mı okutuluyor da herkes biliyor, benim neden haberim yok.. bu arada geçen akşam ilginç bir istekle karşılaştım laf aramızda.. bir vatandaşım sordu eğilip: “istek yapabiliyor muyuz?”.. süper ne güzel bak soruyor.. en azından bilmiyorsam bile “ne yapalım kader” diyebilecek, “nasıl çalmazsın lan” diyebilemeyecek birisi gibi görüntüsü.. ama gaf daha büyük; “hareketli bir şeyler”.. “şarkı adı” diyorum, “ben şarkı adı bilmem” diyor.. peki o zaman neden müzik dinlemek istiyorsun..
“müzik dinleyebilmek için adını bilmek mi gerekir” diyenlere hemen bir kaç lafım olur, hiç sorun değil.. evet bilmek zorundasınız.. kendinizi ifade ettiğiniz her şeyin adını, nerden geldiğini, nasıl olduğunu, kimlerin emeği olduğunu bilmelisiniz ki sizin için daha anlamlı olsunlar.. daha size ait olabilsinler.. arkadaşlarınızın adı nasıl sizin için çok önemliyse, sevdiğiniz bir şarkının adı da aynı derecede önemlidir.. çünkü sizi anlatır, dilinizi konuşur.. biriktirmek insanın kısacık yaşamında yapabileceği en güzel şeydir.. şarkı, şiir, renk, emek, sevgi ve onu anlatan her şeyden biriktirmek bizi insan yapan, yarınlarda da adınızın anılmasını sağlayacak yegane şeydir.. biriktirdiğiniz kadarını verebilirsiniz çünkü.. şarkıların adını bilmezseniz, çocuklarınıza anlatacak hikayeniz olmaz.. “annenle ilk dansımızı hareketli bir şeyde ettik”.. “seni yaparken yatak odamızda slow bir şeyler çalıyordu”.. peki çocuğunuzun adı ne “yaramaz bir şey” mi.. sadece sıfatlarla mı yaşıyorsunuz.. sizin adınız ne..
adı olmayan şeyler varsa hayatınızda, adınız çabuk unutulur.. komik gelebilir size bu ama evet, şarkılarla başlıyor her şey.. eğer adını bilmediğiniz hareketli şarkılardan medet umacaksanız işimiz var sizinle dinleyici.. benimle savaşamayacak kadar bilgisiz oldukça siz ilginçtir ben kaybediyorum.. yıkılıyor, paramparça oluyorum.. her adı bilinmeyen şarkıyla canım yanıyor..
adı olmayan şeyler varsa hayatınızda hala ve olacaksa, ben sizinle boşa konuşuyorum..